Kirk’le Spock


Bizdeki Atatürk-İnönü misali, birinci adam ve ikinci adam ya da usta-çırak hikayeleri popüler konulardan biri. Bazı kişilikler çatışıyor, bazıları daha uyumlu…ama hep içinde sadakat, vefa, uzun yıllar süren dostluklar.

Benim de Kirk ve Spock karakterleri ile ilgili hissiyatım bu yönde. Kirk hep öndedir, karizmatiktir, içinden geldiği gibi davranır, neye mal olursa olsun sonunda hep kazanır. Kuralları çiğner, emirlere karşı gelir, hep bir asilik içindedir. Star Trek III – The Search for Spock filminde örneğin, Spock’u bulmak için Atılgan’ı kaçırır, hatta peşindeki gemiyi Scotty’e sabote ettirir, olaylar sarpa sarar, Klingonlular oğlunu öldürür. Ama karizmasıyla hep gönüllerde taht kurar, işini bilir yani.

Spock ise sadece yarım kan Vulcan’lı olmasından dolayı Kirk’e hafif bir duygusal bağlılık içindedir. Mürettebata da bağlıdır bu arada. İkinci adam olmasına rağmen hiç garezi yoktur, hatta Star Trek VI – The Undiscovered Country filminde, politik aracı rolüyle Kirk’ün fikirlerine karşı bir tutum sergileyecek, açıkçası Kirk’ü gıcık da edecektir. Ama buna rağmen her zaman Kirk’ün yanında olur ve destekçisidir. Spock’u oynayan Leonard Nimoy‘un aslında bağımsızlığını da yavaştan ilan etmeye başladığı, yönetmenliğe soyunduğu ve ilerleyen filmlerde prodüktörlük de yaptığı düşünülürse, sonunda belki de “boynuz kulağı geçmiş” demek gerekecektir zaten.

Bu ikisinin ilişkisiyle ilgili YouTube’da komik bir video buldum, çok hoşuma gitti:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>