Pandorum ve düşündürdükleri

Pandorum filmini (tabii birkaç kere + iphone, ipad, bilgisayar ve tv’de) seyrettikten  sonra, içim rahat güzel bir çalışma olduğunu söyleyebiliyorum.

Fakat ilk seferinde 10.dakikada daralıp kapatmıştım, birkaç ay sonra tekrar el attım ve ondan sonra sevdim.   Reklamların ve trailerların da çok güzel olmadığını görüyorsunuz.  Dolayısıyla gizli kalmış bir cevher bu film.  Seyretmeyenler vardır diye çok kasmıyorum filmi anlatmayı… Bir zahmet seyredin!

Aklıma takılan bir iki konudan bahsedeceğim ben, şöyle;

1 – Ne olacak bu dünyanın hali?

“İnsanlığın geleceği ne olacak” sorusu, özellikle nüfus artışı, kaynakların tükenişi & doğanın bozuluşu ve savaş gibi 3 temel adımdan oluşan bir bilim kurgu deryası.  Her ciddiyet düzeyinde ve kalitede bilim kurgu eseri bu konuyu işlemiş.  Bu filmin temelinde ya da başlangıcında da bu var.  Benim takıldığım konu ise şu; bu tip “sonumuz felaket” senaryolarında genelde atlanan bir nokta olduğunu düşünüyorum ben; doğanın geri temizlenmesi ve yiyecek/enerji gibi kaynakların korkunç büyüklükte üretilebilmesini sağlayan teknolojiler bulunamaz mı?  Diyelim insanlığın 200 yılı kaldı, bu 200 yıl içinde uzayda kolonizasyonu da büyük sayılarda gerçekleştiremedik.  Peki bu 200 yıl içinde doğadaki karbon dioksit birikimini terse çeviren ya da dengeleyen teknolojiler bulunamaz mı?  Ya da yiyecek üretimini sağlıklı şekilde geometrik şekilde artıracak genetik teknolojiler? Ya da okyanuslardaki veya uzaydaki suyu işleyip içilebilir hale getirebilmek? İnternet gibi bir iletişim ağının sadece 15 yıl gibi bir süreçte tüm dünyayı sarıp milyarlara ulaşabilmesi 1990′da bilim kurgu idi…

2 – Heryerde dünyaya benzer gezegenler

Benim aklıma takılan ikinci konu, genelde tüm bilim kurgu çalışmalarında olan birşey; dünya şartlarına benzer gezegenlerin kolaylıkla ve erişilebilir şekilde bulunabiliyor olması.  Ben burada da tersine, olumsuz düşünüyorum.  Oksijen ve diğer gazların oranı, nem oranı, suyun sıvı halde bulunması, ısı, basınç, mikroorganizmalar, güneş radyasyonu, güneş ışığı ve diğer ışınlar gibi bir sürü konu var.  Bunların hepsinin insan, bitki ve hayvan yaşamına uygun olması gerekiyor.  Gerçi filmde buna da bir yanıt var, bir adaptasyon süreci ima ediliyor… Bilim kurgu işindeyiz, tabii ki olabilir, ama böyle uygun gezegenler nasıl kolaylıkla bulunacak göreceğiz.  Ciddi kuşkularım var.  Biliyorsunuz Star Trek’de de neredeyse her gezegen dünya şartlarında oluyor, her canlı da genelde humanoid oluyor insana benziyor.  Gerçekler nasıl çıkacak, herşey nasıl olacak göreceğiz!

Neyse bu kadar…

Filmin bu iki konu dışında bir bilim kurgu aksiyon filmi olduğunu düşünüyorum.  Hareketli, eğlenceli, heyecanlı, yeri geldiğinde korkutucu…  Bunlar da zaten bir bilim kurgu filminde olmalı… Çok politik ya da ağır giden filmler maalesef insanları sıkarak bilim kurgudan soğutabiliyor.

Aklıma gelmişken, IMDb http://www.imdb.com/title/tt1188729/

Son notum: BİLİM KURGU KİTABI OKUYUN. Sadece film seyretmeyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>