Bilim Kurgu ve Politika

Geçenlerde yabancı bir blog okuyordum, orada yorumculardan biri “bilim kurgu sadece uzay gemileri ve yıldızlarla ilgili değildir” şeklinde konuşuyordu, aslında onun yorumlarının sebebi farklıydı ve katılmıyordum, ama bu fikir bende de uzun zamandır olan bir fikir olduğu için yazmak istedim.

Artık 1950′li yıllarda değiliz, uzay gemileri ve uçandaireler ile ilgili o büyülü hayaller ve çocuksu imajlar yok kafalarımızda… Artık 1980′lerdeki Alien / Predator tarzı garip yaratıklar ve E.T. tarzı tatlı uzaylılar da o kadar ilgi çekmemeye başladı.  Çok da başarılı olmayan denemeler var değişik türlerde, fakat aslında hiç değişmeyen tek konu var: Bilim Kurgu’nun sürekli cevaplamaya çalıştığı “İnsanlık nereye gidiyor?” sorusu.  Bu sorunun güzelliği, hiç cevaplanamayacak olması, çünkü zaman ilerledikçe gelecek de ilerlediği için, hep merak edecek birşey olacak.  İnsanlığın yokolması durumu dışında tabii :)

Ben kişisel olarak son 10 yıla baktığımda, iki tür Bilim Kurgu’nun beni heyecanlandırdığını gördüm:

  1. Politik ve Sosyal gelişmeleri merkeze alan, bunları analiz etmeye çalışan, teknoloji ve diğer klasik bilim kurgu öğelerinin de kullanıldığı ama ön planda olmadığı tür
  2. Daha aksiyona yönelik, teknolojik araçların ve silahların öne çıktığı, fakat yine sosyal ve politik konularla desteklenen tür

Bunlar dışındaki fantazi ya da epik bilimkurgu diyebileceğimiz türlerin çok heyecanlandırmadığını gördüm.  Ya da üçlemeler, beşlemeler şeklinde daha başında planlanan uzun uzun hikayeler.

Herkes için değişir tabii.

Hala klasik ustaların yeri ayrı, zaten onlar yukarıda saydığım iki türü karıştıran yazarlar genellikle.  Fakat yeni yazarların da çıktığını ve keyifle okuyabildiğimi gördüğümde çok mutlu oluyorum.

haydi bir tane örnekle ve tavsiyeyle kapatalım.  Richard K. Morgan’ın Altered Carbon isimli ilk romanı örneğin.  Belki daha önce yazmışımdır.  Tavsiye ederim.  Herzamanki gibi, orijinal dilinde okuyun!  Sonra devam kitapları da var…

http://en.wikipedia.org/wiki/Altered_Carbon

2 thoughts on “Bilim Kurgu ve Politika

  1. Politika hep mevcuttu.Asimov’un imparatorluk serisi Lucas’a ilham oldu Star Wars’ı meydana getirdi.

    İstila filmleri genelde propaganda malzemesi olurlar.Sadece özgün eserler epik olup klasikler arasında kendine yer bulur.

    Aslında 2000′li yıllarda AvP serisi ve son olarakta 2009 yılında Predators olarak halen devam etmekte..

  2. Bazı cevaplar…

    Asimov’un imparatorluk serisindeki politika yapısı çok karmaşık değil, yazıldığı yıllar olan 50-60 dönemlerinin havasını da yansıtıyor, biraz idealist ve naif olduğunu düşünüyorum ben. Ayrıca içeriğinde çok fazla şiddet de yok ki, bugünkü dünyayı gördükten sonra şiddetin ve karanlığın daha çok hakim olduğu bir gelecek hayal etmek çok kolay… Asimov’un atom bombası ve 2.dünya savaşı sonrasındaki göreceli barış döneminden etkilendiğini düşünüyorum. Vakıf serisine son yaptığı eklemelerde ise tüm insanlığın Gaia adlı tek bir organizmaya dönüşmesini çözüm olarak görebiliyor. Çok güzel ama yine idealist bir çözüm, gerçekten de insanlığın tek bir hedef için kardeşçe yaşaması için biolojik bir zorlama gerekiyor sanırım.

    Bence klasik olmak eskisi kadar kolay değil, 60 yıl önce yazıldığında dünyayı devirecek bir roman, şu anda “aaa iyiymiş” deyip geçilen bir eser olabiliyor. Beklentiler ve standartlar da yükseldi.

    Predators eski tadı vermiyor, yeni çevrilmiş olmasına rağmen, bende çok heyecan yaratmadı, bilim kurgu manyağı olarak seyrediyorum, hatta satın aldım arada seyrediyorum, ama daha çok bir ritüel gibi… Ona ayrı bir yazı ayırmak lazım aslında.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>